About Me
Popular Posts
BİR SANAT ESERİNİ ETKİLEYİCİ KILAN NEDİR ?
Bütün sanat eserleri yaratıcısının duygularını, düşüncelerini,ideallerini,yaşama bakış açısını …vb. ile birlikte bilinçaltını yansıtır.
Bir eseri yorumlamak, şüphesiz yaratıcısının onu ortaya çıkarırken içinde bulunduğu duygu-durumu tahmin etmekle birlikte anlatmak istediklerini görmek ve kendi dünyasından eklemeler yaparak yeniden var etmektir. Bu yüzden fazlasıyla açık ve anlaşılır olan eserler bizi etkilemezken, eklemelere izin veren eserler tanımlayamadığımız hazlar yaşatır. çünkü böyle eserler her baktığımızda yeniden yorumlanabilir, her baktığımızda yada okuduğumuzda bir çok yeni şeyi sanki tek gerçek mesaj buymuş gibi yeniden hissettirebilir.
her şeyi açık ve anlaşılır olan eserler belki bize huzur verebilir ama yaptıkları sadece budur. Nasıl ki belirsizlik korkutuyorsa her şeyin biliniyor olması da huzur vericidir. Manzara resimleri bundan dolayı rahatlatır bizi. İçinde çözemediğimiz, anlamadığımız bir şey barındırmaz. Bir problemi tamamen çözmüş olmanın verdiği mutluluk ile manzara resmine bakmanın verdiği huzur birbirine çok yakındır. Her ikisine de tekrar dönüp bakmaya gerek yoktur.
Oysa ne söylediği, ne anlattığı veya gösterdiği kesin olmayan eserler ona yeniden bakmayı, her baktığımızda yeni şeyler görmemizi, böylece yeni şeyler hissetmemizi sağlayacaktır. Herhangi bir portre bir kez görüldüğünde fazlasıyla güzel veya çekici değilse ikinci bir enerji harcamasına neden olmaz bu evrimsel temel bir ilkedir. Ancak mona lisa veya inci küpeli kız her baktığımızda kendisine başka zamanda bir göz atılmasının gerektiğini hissettirir ve zaten bunları sıradan bir portreden ayıran da budur. Örneğin mona lisa’nın tebessüm edip etmediği belirsizliği zihnimizde ona dair soru işareti yaratacaktır ve biz bu soru işareti orda olduğu sürece bu tabloyu unutamayacağız. Tam da bundan dolayı mona lisa tablosu unutulmaz hale gelecektir.
Yazı baştan sona çok temel ve basit bir ilkeyi tekrardan ibarettir. Son kez tekrar edeceksek zihnimizde tamamen çözdüğümüze inandığımız durumlar, olaylar, kişiler… Vs. unutulup giderken, çözemediklerimiz akılda kalacaktır. Sanat eserlerinin etkileyiciliğini sağlayan da bu ilkedir. Tabi aynı ilke yaşamın her yerinde karşımıza çıkar. Konuşmalarını tamamen anlayamadığımız ya da bilinçli şekilde anlaşılmaz olmak isteyen kişiler bundan dolayı daha etkileyicidir. Muhtemelen Nietzsche bundan dolayı insanların bulanık görünmek istediğini söyledi. Derinliğini bilmediğimiz insanlar yarattığı belirsizlikle çok etkileyici olmuştur.
Diyelim ki bu ilkenin gerçekten her yerde olduğunu gördük ve kabul ediyoruz. öyleyse her zaman karmaşık resimler çizmek, anlaşılmaz şiirler yazmak veya çok önce ölmüş kelimeleri diriltip kullanmak bizi etkili kılacak mı ?
Bu soru basit bir soru olmamakla birlikte aslında böyle davranan bir yığın insanın da var olduğunu bize hatırlatacaktır. Bunu bir ilke olarak bilmese de çokça insan zaten bu ilkeye uygun bir yaşam yaşıyor. Muhtemelen tek başına belirsizlik etkili olmak için yeterli olmaz. Kendi içinde bir mantık ve anlam taşımalıdır. bir resim belirsiz ama bütünlüklü, bir şiir belirsiz ama duygulara karşılık gelen, bir konuşma belirsiz ama akıcı türden olursa etkili olacaktır.
Anlaşılmak, şüphesiz insanın en çok istediği şeydir ancak anlaşılmanın yitireceği ilgiye de hazırlıklı olmalıyız.
Celal YEŞİLOVA
Video of the day
Katkıda bulunanlar
Blogger tarafından desteklenmektedir.